Kız Kulesi’ne Bir Bakış

Nazım Hikmet’in dediği gibi ‘’Herkese Selam Sana Hasret’’ diye başlayan yolculuğumda İstanbul’un simgesi haline gelmiş Kız Kulesi’nden bir bakış var içimde… Herkesin üzerine şiir yazdığı, edebiyata konu olmuş bir mekanın benim gözümden yeniden canlanması benim için hem umut hem de gurur vesilesidir. Gerçek efsanesini sadece yaşayanların bilebileceği günümüze kadar dimdik ayakta kalan ‘’Kız Kulesi’’ bende de derin duygular oluşturuyor. Yaşadığı çağa göre mimarisi olan o günden bugüne denizin sularıyla bütünleşmiş bu eser Üsküdar’ın sonrasında İstanbul’un ve en nihayetinde ülkemizin simgesi olmuş ve hepimize belki de en büyük hikayeleri yazmamıza ilham olan Kız Kulesi’nin konuğuyum bugün…

Ruhum eski günlere o döneme doğru bir yolculuk yapmak istedi.

Üstüne birçok efsane yazılan Kız Kulesi’nin, Leandros Efsanesi olarak adı geçen hikaye de  ‘’Leondros ve Hero’nun’’ üzücü biten bir aşk hikayesini içinde barındırır. Boğaz manzarasının vazgeçilmez yerlerinden biri olan Kız Kulesi MÖ 5.yy da Yunanlılar tarafından Üsküdar’ın Salacak Sahiline yakın bir noktaya kurulmuştur. Aynı zamanda bir gümrük noktası olarak Atinalı bir komutanın kurduğu söylenmektedir. Kesin bilgisi en az olan İstanbul eseridir. Üsküdar’da Roma İmparatorluğundan kalma tek eser olarak tarihe geçmiştir. Romalı tarihçilere göre bu ilk kuleyi yaptıran kişi İmparator Manuel Komnenos’tur.(1143-1180) İstanbul Boğazı’nı denetim altına almak ve ticari gemilerden vergi almak amacıyla yapıldığı söylenmektedir. Osmanlı döneminde ise kule  savunma amaçlı kullanılmamıştır. Çeşitli dini ve diplomatik törenlerde top atışı için kullanılmış  ve kimi sultanlar burayı bir seyir mekanı ya da dinlenme alanı olarak kullanmışlardır. 1509 depreminde büyük zarar görmüş ve dönemin mimarı Hayrettin tarafından onarılmıştır.

Cumhuriyet döneminde ise deniz feneri olarak kullanılırken daha sonraları radar istasyonu olarak görev yapmıştır. Şimdilerde ise turizm amaçlı seyir  mekanı ve restoran olarak kullanılmaktadır.

Bir çok ziyarete tanıklık etmiş ve efsaneleriyle günümüze dimdik ayakta gelmiş bir İstanbul güzelinden bahsetmek mutluluk kaynağı…

Üsküdar’a gittiğiniz de gözleriniz hemen denizde bir kız edasıyla duran Kız Kulesini aramaması mümkün değil. Romantizm ve hüznü bir arada bulunduruyor. Sanırım şimdiye kadar duyduğumuz efsanesiyle alakalı bu hislere kapılıyorsun…Kız Kulesi hakkında okuduğum çeşitli kaynaklardan aldığım bilgiler ışığında efsanelerine bir göz atalım… Hero ve Leandros adlı iki aşığın hikayesi vardır çünkü. Hero, Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olarak tanımlanan Afrodit’in rahibelerinden biridir ve Kız Kulesi’nde görev yapmaktadır. Rahibe olması nedeniyle aşka yasaklıdır ve erkeklerle ilişkisi yoktur. Bir gün yıllardır kaldığı kulübeden bir tören için ayrılarak karşıya geçer. Orada Leandros adında başka bir rahip ile karşılaşır. Ona ilk görüşte aşık olur. Rahip Leandros’ta aynı duygulara kapılır. Görüşmeleri sadece Leandros’un boğazın soğuk sularını gece geçmesi ile olacaktır. Bir süre hayatlarını böyle devam ettiren çift rüzgarlı bir gecede Leandros yine suları yüzerek geçmeye çalışacaktır fakat Hero’nun yol göstermek için yaktığı fener rüzgarın etkisiyle söner. Karanlıkta kalan Leandros yolunu kaybederek boğazın sularında kaybolur. Efsaneye göre gözünün önünde sevgilisinin ölmesine dayanamayan rahibe Hero’da kendini boğazın sularına bırakarak hayatına son verir.

Yazarken bile hüzne boğan bir hikayeyi yaşayanları anımsatan bu tarihi mekan şimdilerde çay içilip fotoğraf çekilen bir seyir terası olması ile dikkati çekiyor. Teknelerle karşıya geçip içini de gezme şansımız var.

Kız Kulesi’nin beni etkileyen başka bir efsanesi de şöyledir: Krala bir kahin 18 yaşına geldiğinde kızının bir yılan tarafından sokulup öleceğini söyler. Bunun üzerine kral kuleyi onarır ve kızını buraya yerleştirir. Yılanın buraya gelemeyeceğini düşünür. Kuleye gönderilen bir üzüm sepetine yılan gizlenir ve uyuyan kızın yanına bırakılan meyve tabağına yılan gizlenmiştir. Kader bu ya… Yılan kızı başından sokar ve zehirler. Kral bu duruma kahrolsa da kızının ölümü üzerine demirden tabut yapar. Kaderden kaçılamayacağını anlatan hazin bir hikaye olması da günümüze kadar kulaklarımıza gelmiştir…

Tarihi ve mistik yapısıyla, gemi seferleriyle, koca bir şehir olan İstanbul’un boğazına meydan okuyan duruşuyla, karşısında tepelere kurulmuş evlere bakışıyla, yalılara manzara oluşuyla, geceleri yanan ışıklarıyla ayrı bir destansı hikaye oluşturan yapısıyla hoş bir gezi anısı bırakan Kız Kulesi ‘nin görülmeye değer bir tarihi üslubuna tanıklık ettiğim için mutluyum…

Mine kar Özbek

29 Ağustos 2019 / ”Ajanskonyaaltı”

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir