Düne Dair

Hayatım bir satranç tahtası gibi karelere bölünmüştü…

Bir siyah bir beyaz ilerleyen gece ve gündüzü anımsatıyordu. Bir dağ yamacının dalgalarıyla boğuşmuş gibi uyandım bugün. Gözlerimi açar açmaz yaşadığıma şükrettim. Bugün de dünyadaydım. Hemen işe koyulmalıyım diye yataktan fırladım. Elimi yüzümü yıkamadan aynaya baktım gözlerim biraz şişmişti. Fazla uyumaktan diye geçirdim içimden. Oysa gecenin bir yarısına kadar uyku tutmamıştı. Bana söyleyebileceği en ağır cümleyi işitmiştim. O an sarp kayalıklardan coşkun akan bir sel gibi boğuldum gözyaşlarıma. Yeniden hatırladım önemsiz olduğumu. Verdiğim değerin hiç birinin bana ulaşmadığını. Ağlasam da bağırsam da değişen tek şey gözlerimin şişmesiydi. Musluğu açıp suyun akışını izledim. Derdimi suya anlatıp suyla aktığını gördükten sonra yüzümü yıkayıp usulca banyodan çıktım. En güzel kıyafetlerimi giyip makyajımı yaptım. Dışarıda yağmur vardı. Saçlarımı toplayıp şemsiyemi alıp çıktım. Yağmurda biraz yürümek iyi geldi. Geçirdiğim kötü gecenin izleri azaldı. Kaldığım yerden otobüse binip işime koştum. Günüm yoğun iş temposuyla güzel geçti. Dönüşte uzun zamandır aramayan bir arkadaşım telefon etti. Buluşmalıyız en kısa zamanda. Ben de hemen buluşalım dedim. Randevulaştığımız yer rüyamda gördüğüm dağ yamacıydı. Ağaçların arasında güzel bir akşam geçirip huzurla eve döndüm. Zaman kaldığı yerden yeniden işlemeye başladı…    

 Mine Kar Özbek    /09.04.2019

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir